Bir DüŞ _ Bir GüLüŞ _ Bir DüŞüNüŞ ...

Tanım

Müzik, özellikle de türkü tutkunu... Okumak, düş kurmak, gülümsemek ve düşünmek gibi alışkanlıkları ve "sevgi" saplantısı var ... İnsanları, hayvanları; özellikle çiçekleri, çocukları ve SU'yu çok sever... Doğaya tutkun, yeşile düşkün, dağlara aşık bir mavilik vurgunu... Mu Uygarlığı'ndan beri gerçek bir yurtsever ... Barışçı, savaşa, zulme ve sömürüye alabildiğine karşı. Sevgi'nin sonsuz gücüne, aşk'ın ölümsüzlüğüne bütün içt


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* aydın
* denizli
* kütahya
* mardin
* metem
* gncdenizli
* HaBeR20
* Denizlili
* AltınBilgiDershanesi
* DOÇEV
* GeLişimDershanesi
* Sinop
* Balca
* Sanatsal
* BirizBiz
* Yeşiller
* Gençbilim
* Nazilli'm
* KaracasuMeM
* Karahayıt
* YıldızÇini
* ErtanDoğan
* Buldan
* CanDündar
* ÜçNokta
* İzEdebiyat
* EkoPak

Kategoriler


OYUN BİTER

 

İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir...

Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar:

"Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..."

Berber çocuğa seslenir:

"Ali, buraya gel."

Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "Bak şimdi," diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar:

"Hangisini istiyorsan alabilirsin?"

Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine, bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır.

Berber işadamına döner ve gülerek:

"Gördün mü? Sana söylemiştim." der.

Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :

"Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!"

 

 

 


Tarih: 16:29, 18/9/2008 Kategori: gulmece
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Temel ve Bush

 

Temel, Amerika'nın durduk yerde Irak'a saldırmasından rahatsız olmuştur. Bir yolunu bulup başkan Bush'a telefon eder:

 

"Alooo! Ben, Temel olarak size savaş açayrum, haberunuz olsun!"

 

Bush, gülerek yanıtlar:

 

"He he he... Kaç kişilik bir ordun var ki?"

 

Temel düşünür:

 

"Hmmm... Kayinpirader İdrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaşlar..."

 

Ve yanıt verir:

 

"Dokuz kişidur daa!"

 

Bush içinden kıs kıs güler ve ciddi olmaya çalışarak:

 

"Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karşılık Amerikan ordusu tam iki milyon askerden oluşmaktadır!" der.

 

"Hmmm..." der Temel. "Sizu pir süre sonra arayacağum."

 

Aradan birkaç gün geçer ve Temel, Bush'u yeniden arar:

 

"Başkan, savaş ilanımuz geçerlidur. Bir miktar ekipman hazırladuk size karşı!"

 

Bush, ilgiyle sorar:

 

"Neymiş bunlar?"

 

"Hacan, bizim Tursun'un tiraktörü, benim çakaralmaz tüfek, bi de kavedeki arkadaşlardan birinin biçerdöveri..."

 

Bush güler:

 

"İyi ama benim tam 150 bin tankım, 30 bin uçağım ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrıca bu arada askerlerimizin sayısı da 3 milyon oldu!"

 

Temel yeni gelişme karşısında biraz sıkılmıştır:

 

"Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacağum."

 

Birkaç hafta sonra Temel, Bush'u yeniden arar:

 

"Başkan, savaş ilanumuzu ceri alayrum."

 

Bush merakla sorar:

 

"Neden?"

 

Temel, moralsiz biçimde yanıtlar:

 

"Cenevre anlaşmasinu incelemişuzdur. 3 milyon savaş esirini barınduracak yerimiz yoktur!"

 

 

 


Tarih: 20:00, 27/3/2007 Kategori: gulmece
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Çocuklardan Bush'a Sorular...

 

George Bush bir ilkokula ziyarete gider.

 

Sınıfın birinde yaptığı konuşmadan sonra çocuklara soru sorabilmeleri için imkan tanır.

 

Parmak kaldıran Bob der ki:


- Sayın başkan, üç sorum var size...


1. Niçin Amerika BM’nin onayı olmadan Irak’a girdi?


2. Siz rakibiniz Kerry’den daha az oy aldığınız halde, nasıl oldu da başkan seçildiniz?


3. Afganistan’a asker gönderdiniz. Peki Usame bin Ladin’e ne oldu?


Kücük Bob’un sorduğu sorular biter bitmez teneffüs zili çalar.

 

Bush:

 

“Teneffüsten sonra devam ederiz.” der ve hep birlikte teneffüse çıkılır.

 

Sınıfa geri dönüldükten sonra Bush:


- Evet, sorular kısmında kalmıştık, devam edelim...


Sınıftaki başka bir öğrenci parmak kaldırır.

 

Bush sorar:


- Adın ne bakalım ufaklık?


- Steve.


- Senin sorun ne bakalım Steve?


- Benim 5 sorum var sayın başkan...


1. Niçin Amerika BM’nin onayı olmadan Irak’a girdi?


2. Siz rakibiniz Kerry’den daha az oy aldığınız halde, nasıl oldu da başkan seçildiniz?


3. Afganistan’a asker gönderdiniz. Usame bin Ladin’e ne oldu?


4. Teneffüs zili niçin 20 dakika erken çaldı?


5. Bob nerede?

 

 

 

 


Tarih: 19:24, 27/3/2007 Kategori: gulmece
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Tıklayın, Bush'la Rahatlayın...

 

http://www.planetdan.net/pics/misc/georgie.htm

 

 

 


Tarih: 05:05, 22/2/2007 Kategori: gulmece
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Çocuk İşte

 

Büyük bir şirketin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon eder.


Karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi:

 

"Alo." der.


Patron sorar:

 

"Baban evde mi?"


Çocuk fısıldayarak cevap verir:

 

"Evet."


Patron sorar:

 

"Onunla konuşabilir miyim?"


Çocuk fısıldayarak cevap verir:

 

"Hayır."


Patron şaşırarak:

 

"Peki annen evde mi?"


Çocuk fısıldayarak:

 

"Evet."


Patron:

 

"Peki onunla konuşabilirmiyim?"


Çocuk yine fısıldayarak:

 

"Hayır."


Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar:


"Orada başka kimse var mı?"


"Evet." der çocuk fısıldayarak. "Bir polis memuru var."


Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar:


"Memur beyle konuşabilir miyim?"


"Hayır." der ufaklık, "Şu anda meşgul."


İyice meraklanan patron:

 

"Neyle meşgul?"


Çocuk fısıldayarak cevaplar:

 

"Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor."


Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar.

 

"Bu ses de ne?" diye sorar.


"Bir helikopter." der çocuk, hala fısıldayarak.


Panikleyen patron:

 

"Neler oluyor orada?" diye sorar.


Çocuk hala fısıldayarak:

 

"Arama kurtarma timi geldi."


Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:

 

"İyi de neyi arıyorlar?"


Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:

 

"Beniiiii..."

 

 


Tarih: 04:56, 2/2/2007 Kategori: gulmece
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

MESLEKİ KAZANÇ

MESLEKİ KAZANÇ

 

Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer. Tezgahtara yaklaşır ve hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.

 

Oradan buradan konuşurlarken sorar :


-Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?


Sarhoş :


-Günde 2 bin lira.


-Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?


Sarhoş :


- 4 bın lira.


-Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?


-O zaman 5 bin liraya para demem.


Diktatör kızar :


-Bu ne biçim iş? Köküne kadar sıkarsak?


-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.


Diktatör şaşırmıştır. Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.

 

Merakla sorar :


-Şeytan mısın, nesin? Ne iş yapıyorsun sen?


-Mezarcıyım!

 


Tarih: 16:53, 7/12/2006 Kategori: gulmece
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KİM AKILLIYMIŞ...

 

KİM AKILLIYMIŞ...

 

İncili Çavuş orda burada konuşuyor ve “Benim eşeğim padişahtan daha akıllı.” diyormuş.

 

Bu söz padişahın kulağına gitmiş. Öfkeyle, “Çağırın şu densizi de bildirelim haddini!” diye bağırmış.


Yaka paça padişahın huzuruna getirmişler bizimkini.

 

Padişah onu azarlamış:

 

“Dediğini kanıtlayamazsan uçurturum kelleni. Hadi konuş bakalım.” demiş.


Çavuş boynunu bükmüş:

 

“Tamam efendim," demiş. "Hiddetlenmeyin de beni iyi dinleyin. Benim eşek geçenlerde taşlık yoldan giderken çukura düştü. Bir daha onu aynı yoldan geçiremedim. Ne yaparsam yapayım, oradan geçmemekte direndi. Oysa siz babanızın gittiği eğri yollardan gitmekte inat ediyorsunuz. Babanızın başına gelenleri gördüğünüz halde bir türlü yolunuzu değiştirmiyorsunuz. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin. Bu durumda benim eşek mi akıllı, yoksa siz mi?..”


Padişah sakalını karıştırmış:

 

“Vallahi haklısın," demiş. "Ama bunu sakın kimsenin yanında söyleme bir daha, yoksa yakarım çıranı!”

 

 


Tarih: 00:26, 2/12/2006 Kategori: gulmece
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

HAMD OLSUN

 
HAMD OLSUN
 
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
 
"- Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş.
 
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha yaklaşmış olduğunu görüyormuş.
 
Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı da adamın üzerine atlamış ve pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam:
 
"- TANRIM!!!" diye bağırmış.
 
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış.

Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
 
"- Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
 
Adam utanç içinde:
 
"- Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayı'yı dindar yapabilirsiniz." demiş.
 
Ses:
 
"- Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.
 
Nehir tekrar akmaya başlamış. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş ve ardından iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış:
 
"Allahım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamd olsun verdiğin nimetlere."

 

 


Tarih: 22:25, 4/11/2006 Kategori: gulmece
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

STİLİNİZİ SEVDİM

 

STİLİNİZİ SEVDİM

 

Öğretmen öğrencilere soru soruyor:

 

 - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor ve 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?"

 

Çocuklardan biri cevap veriyor:

 

- "4 kuş kalır öğretmenim."

 

Başka bir çocuk da hemen atılıyor:

 

- "Hayır öğretmenim, ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..."

 

Öğretmen bunun üzerine:

 

- "Cevap yanlış ama stilini sevdim," der.

 

Çocuk buna karşılık verir:

 

 - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?"

 

Öğretmen düşünüyor, düşünüyor...

 

- "Emerek yiyen evlidir, " diyor...

 

Çocuk cevap veriyor:

 

- "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.."

 


Tarih: 20:05, 3/11/2006 Kategori: gulmece
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Dostluk Kazansın Artık...

 

Dostluk Kazansın Artık...


Tilki ormanda gezmektedir; bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. 

 
Açtır ama şüphelenir, kontrol etmeye başlar ve görür ki bu 
bir tuzaktır. Geyik budu, bir iple bombaya bağlıdır. 

 
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak 
pusuya yatar. Biraz sonra kurt gelir, budu da görür, yatan tilkiyi de.

 
Tilkiye sorar:

 

"N'apıyorsun sen orada bakayım?"

 
Tilki cevap verir:

 

"Hiiiçç, yatıyorum." 

 
"Lan, burada bir bud var?" 

 
"Evet var."

 

"Neden yemedin?" 

 
Tilki sakince cevap verir:

 

"Bu gün, Allah kabul ederse niyetliyim." 

 
Kurt kendinden emin:

 

"Ben yiyeyim o zaman." der. 

 
Tilki:

 

"Buyur, afiyet olsun." der.

 

Kurt buda uzanır uzanmaz bir  patlama duyulur; ortalık
toz duman olur; kurt yaralı ve kanlar içerisinde on metre
uzağa fırlar. 

 
Bu sırada tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt bağırır.

 

"Lan şerefsiz, hani sen oruçtun?"

 
Tilki pişkin pişkin cevap verir:

 

"Biraz önce top patladı;  duymadın sen herhalde."

 


Tarih: 14:51, 17/10/2006 Kategori: gulmece
Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->