HER İNSAN BİR YILDIZ

 

 

Yıldızların evren içindeki hayatları, tıpkı insanların yeryüzündeki yaşamlarına benziyor. Birçok yıldız ulusu ve kavmi var; bunların adları “Evren Adaları”. Bu adalar da iki eşit: Helezonlu Bulutsular ve Küre Yığınları.

İçinde bizim Güneş’in de bulunduğu Samanyolu, Helezonlu Bulutsu’lardan. Milyarlarca yıldızın birbirine yapıştığı gazlı muazzam sis bulutları bunlar. Küre Yığınları’nın şekilleri küre gibi ve içlerinde milyarlarca yıldız var. Yani yıldızlar, büyük topluluklar halinde yaşıyorlar.

 

Gökyüzünde de, yeryüzünde olduğu gibi “toplum hayatı” var. Bu topluluklar ailelerden, yani Güneş Sistemleri’nden oluşuyor. Ölü ve diri milyarlarca gökcisminden oluşmuş dev bir ulus olan Samanyolu’nun bizimkine benzer yüz bin sistemi var.

 

Güneş, kendinden doğduğu için fiilen kızları olan gezegenler üzerinde koruyucu baba rolünü üstlenmiş. Uydularsa, gezegenlerin çocukları ve Güneş Sistemi ataerkil bir aile görünümünde.

 

Yıldızlar da insanlar gibi çiftler halindeler; yani tamamen aynı büyüklükte ve aynı ağırlıkta, merkezi çevresinde birlikte hareket eden iki yıldız gibiler…

 

İnsanlar gibi doğuyor yıldızlar da; genç oluyorlar, olgunlaşıyor, sonra da yaşlanıp ölüyorlar.


Beyaz ve mavimtrak görünümlü dev yıldızlar göğün delikanlıları ve gençlik çağlarını yaşıyorlar. Zaman içinde yavaş yavaş küçülüyor, önce sarı, sonra kırmızı oluyor ve gittikçe ufalıyorlar. Bu ihtiyarlık belirtileri bizim Güneş’imizde var; sararmış ve cüceleşmiş. En sonunda da ışıldamaz olup ölüyorlar. Karanlık yıldız cesetleri, yaşayan kız kardeşlerin parlakları arasında dolaşmaya devam ediyor.

 

İnsanlarda olduğu gibi yıldızların da ölüleri dirilerinden fazla. Işık ve hareketi zengin olan Sarı Yıldızlar, ihtiyar ve fakir yıldızlardan az; Dev Yıldızlar ve Üstün Dev Yıldızlar ise, Cücelerden çok daha az.


Gökyüzünde de sayı egemenliği insanlardakine benziyor; ölüler, orta yaşlılar ve fakirler çoğunlukta. Beyaz ve mavimtrak olan Dev Yıldızlar çok müsrifler; hesapsız bir cömertlikle yanıyor ve aydınlatıyorlar. Her an ışık ve ısı seli yağdırıyorlar. Çünkü onlar göğün delikanlıları; ama bu kısa sürüyor. Gökyüzü, olgun ve sarı, daha küçük, daha soğuk ve daha yaşlı yıldızlarla dolu.

 

Hiç ışıldamayan ve bizim kendilerini görmemize izin vermeyen yıldız kümeleri de var. Bunlar da, bizim gelişimini tamamlayamayan insanlarımızı andırıyor.

 

İnsanlar kütlelerine göre, Güneş ve gezegenlerden daha uzun yaşıyor. Dünya, Güneş’e göre iki milyar yaşında ve bir o kadar daha yaşayabilir. Eğer ömrünü yıldızlara oranlarsak, birçok trilyon yıl olabilir.


Yıldızlar sadece maddi cisimler değil, insanlar gibi canlı yaratıklar ve tıpkı insanlar gibi besleniyorlar. Boşlukta dolanan sayısız göktaşı ve elektronu yiyorlar; eğer böyle olmasaydı daha erken ölürlerdi çünkü.

 

Ve yıldızlar da tıpkı bizim gibi doğuruyorlar. Güneş bir baba ve evrenin doğumu, başka bir yıldızı da olmadan gerçekleşemiyor. Bu Dev Yıldız Güneş’e yaklaşınca Güneş Baba’nın vücudundan gazlı bir madde çıkıyor. Hızlı dönüşün etkisiyle aşk halindeki yıldızdan ayrılan parçalar soğuyunca da “gezegen” oluyor.  


Evrenin her zerresi titriyor, itiliyor, çekiliyor, seviniyor ve acı çekiyor. Görkemli boşluktaki Dev Yıldızlar, küçük gezegenimiz üzerindeki küçük insanlar gibi sanki.

 

Onlar da bizim gibi çiftler, aileler ve uluslar halinde yaşıyorlar. Bizim gibi doğuyor, genç oluyor, olgunlaşıyor ve yaşlanıp ölüyorlar.

 

Orada da dahiler, zenginler ve yaşayanlar ayrıcalıklı durumdalar. Talihleri, doğaları ve huyları tıpkı bizim gibi yıldızların. Orada da bir yıkımı sevgi izliyor.

 

Yeryüzünün küçücük bir canlısı olan insan, her bakımdan yıldızlara benziyor; gökyüzü ile akrabayız ve her insan da bir yıldız gibi.


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !